Çeşitli Hatıralar – 1 –

Derhal bu iki arkadaşa pardösü alın, üşümesinler!

1983 yılının bir sonbahar ayında Gördesli arkadaşlar ile Mehmet-ağa’ya Harman’a gelmiştik. Ben ve Ahmet arkadaşım pardösü giymemiştik. Sabah erken saatlerde Mehmetağa’ya ulaşmıştık. İstanbul’un havası biraz sert idi. Bir haber aldık, “Enver Ağabey Tebeşirhane’ye teşrif edecek” dediler. İlk defa Enver Ağabey’i görecektik. Kalbimiz küt küt atıyor. Heyecan hat safhada. Arkadaşlarla birlikte Tebeşirhane’ye gittik ve beklemeye başladık. Bir müddet sonra teşrif ettiler. Enver Ağabey’i, Tebeşirhane’nin sorumlusu Mehmet Çetin Ağabey karşıladı. Hepimiz ile tek tek ilgilendiler, hâl hatır sordular. Pardösüsüz olan ben ve diğer arkadaşıma, “Sizin niçin pardösünüz yok?” diye sordular. Cevap vermedik. Mehmet Çetin Ağebey’e, “Hemen bu ik arkadaşa pardösü alın, üşümesinler” diye talimat verdiler. O pardösüleri yıllarca Enver Ağabey’imizin hediyesi olarak giydik ve sakladık.

Şaban Çakır (Türkiye “Hoşsada” sayfası / 10 Mart 2013 Pazar)

Ekonomik krizde pençeli ayakkabı giydiler

Haftanın belli günleri Holding merkezine gidiyorlar,
diğer günler görüşmelerini evde yapıyorlar.
Dışarı çıkarken giydikleri iki ayakkabıları var.
Birisi siyah, diğeri kahverengi.

Kahverengi olanı;
ayaklarına daha rahat olduğu için çoğunlukla onu tercih ediyorlar.
Çok fazla dışarıda dolaşmadıkları halde, ayakkabının altındaki kösele iyice yıpranmış, delinecek hale gelmişti.

Evde görevli arkadaşa, bu ayakkabının altına pençe yaptırmasını istediler.
Enver Abi, o sıkıntılı günlerde yeni bir ayakkabı aldırmayı fazla görmüştü.
Mahallenin kundura tamircisine götürülen ayakkabının altına pençe yapıldı ve yaklaşık bir sene de öyle kullandılar.

Daha sonra o pençeli ayakkabısını bana hediye ettiler.
Zaman zaman giyiyorum ve o güzel günleri hatırlıyorum.
Allahü teâlâ mekânını cennet etsin.

Muzaffer İşcan (Türkiye “Hoşsada” sayfası/ 24 Mart 2013 Pazar)

Otomatik ödeme!

Enver Abimizin kayınpederleri muhterem Hüseyin Hilmi Işık’ın arkadaşı Habil Amca (Kalkıcı) Kocamustafapaşa’da otururdu. Eski bir terziydi ve çocuğu olmamıştı. Kendisi gibi yaşlı olan hanımı ile yaşıyordu.

Ara sıra ziyaretine giderdim. Yine bir gün yanındaydım. Bir ara dedi ki:

– Elektrik, su faturalarını ödeyemiyorum. Telefonu borçtan dolayı kestiler. Faturaları Enver Beye göndersem ayıp olur mu?

– Neden ayıp olsun Habil Amca, biliyorsunuz sizi çok severler.

Hanım teyze içeri odaya geçti, faturaları getirmek için… O sırada kapı çaldı, ben koştum açmaya…

Bir baktım kapıda Enver Abiler!

– Nerde benim kıymetlim, nerede Habil Amcam? Diyerek neşe ile odaya girdiler.

Habil Amcanın yüzünden büyük bir şaşkınlık…

– Biz de sizden bahsediyorduk Vecheddin oğlumla, dedi.

Enver Abi onun elini tuttu:

– Habil amcam hakkını helal et, sizi ziyaret etmeye biraz ara verdim. Rahatsızlığım vardı. Ancak gelebildim.

Biraz sohbet ettiler. Kalkarlarken oturdukları koltuğun kenarına bir zarf bıraktılar.

Habil Amca:

– O ne? Dedi.

Bendeniz zarfı Habil Amcaya uzattım. Habil Amca zarfı açıp içinde para görünce beyaz yüzü kızardı.

– Hayır, olmaz diye Enver Abilere uzattı.

Enver Abi:

Sen bunu kabul etmesen ben çok üzülürüm ama, dedi. Beni üzmek mi istiyorsun?

O sırada hanım teyzenin yanında duran mukavva kutuya uzandı:

– Ne var bunda?

Açtı baktı, kırışmış faturalar. Onları tek tek düzelterek üst üste koydu, katlayıp iç cebine attı.

– Habil Amca siz hiç merak etmeyin, bundan sonrada hepsi sizden habersiz ödenecek, dedi. Otomatik otomatik! Diye güldü.

Habil Amca ellerini havaya kaldırıp öğle bağrı yanık bir dua etti ki hepimiz ağladık. O dualar ve nice dualar inşallah onun ruhuna yetişecek.

Vecheddin Arvas

Metin Güner – Çok iyiliğini gördük

Enver Ağabey Houston’da göz ameliyatı olmuştu.

Metin Güner de zaman zaman ziyarete gitmiş, hizmetlerinde bulunmuş.

Bu arada, bir gün Metin Güner ağabeyi İstanbul’dan hanımı aramış:

– Sana bin kere söyledim, kabul etmedin. Borca harca giremem dedin. Emeklilik ikramiyesiyle ben bir ev aldım. Sadece bin dolar eksik kaldı.

Hatun elli kere söyledim, kimseden bir kuruş para istemem. Ben insanlardan alacaklarımı isteyemiyorum, borç mu isteyeceğim? Beni unut.

Enver Ağabey hastaneden taburcu olmuş. Metin Güner uçağa kadar yolcu etmeye gelmiş. Orada başka arkadaşlar da var.

Uçağa geçmeden biraz önce Enver Ağabey, Metin Güner’in koluna girmiş:

– Sen şöyle benimle gel biraz, bir şey söyleyeceğim.

Arkadaşlardan uzak bir kenara gitmişler. Enver Abi şöyle demişler:

Metin Abi, doktor, hastane, ilaç… Bunlar birer sebep… Allahü teala istemese, kimse şifa veremez. Yüce Allah da şifa için sadakayı vesile kılmış. Yanımda bin dolar para var. (Gülmüş). Sadaka için senden iyisini mi bulacağım? Bunu al lütfen…

Metin Güner, kolunu tutmuş Enver Ağabeyin:

– Efendim… Onu İstanbul’da bekleyen biri var. Bizim hanım. Madem ihsan ettiniz, ona verirsiniz.

Metin Güner (Houston)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s