Çeşitli Hatıralar – 2 –

BİR YILDIZ KAYDI DÜNYADAN
Türkiye 23 Şubat 2013

” Hep vermeyi düşündüm… Almak aklıma bile gelmedi. Menfaatimi hiç düşünmedim.
– Bana en büyük hakaretlerde bulunanları affettim. Elimden gelen iyiliği yine de yaptım.
– Ömrümde hiç kimseyi incitmemeyi, herkese karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmayı elimden geldiği kadar yapmaya çalıştım.
– Hayatın hayal olduğunu, asıl gâyenin insanların duasını almaya ve Allah-ü Tealâ’nın rızasını kazanmaya bağlı olduğunu anlattım.
– Çok zarar ve sıkıntı çektim, ama hiç kimsenin yüzüne vurmadım, sabrettim.
– Herkesin fikrine hak verdim. Sabırla dinledim. Sonunda doğru olanı söyledim.”

İşte “Enver Abi”yi özetleyen, kendi kaleminden birkaç cümleydi bu…

Yakından tanıyanlar bilirdi ki sadece sözlerinde değil, gerçek hayatında da bunlardan milim sapma yoktu.

O yüzden sözleri tesir ediyor, bir defa tanıyıp da kısacık sohbetinde bulunan, “Enver Abi”yi bir daha hayatından koparamıyordu.

Gönlünde hiçbir zaman “dünya” yoktu zirâ…
İyi bir Müslüman nasıl olmalı, nasıl yaşamalı, sadece onu anlatıyordu.. “Siz yüzünüzü ahirete dönün. Mü’minin kalbinde dünya değil, sadece Allah-ü Tealâ’nın sevgisi bulunur. İki zıt aynı yerde olmaz… Aman abiler !” diyordu.
***

Çocukla çocuk, gençle genç, yaşlılarla yaşlı…
Miniklerin Enver Amca’sı, büyüklerin Enver Abisi…
“Patron sevilmez” yargısını yıkan insan…
Merhamet timsâli, büyük dâvâ adamı, ehl-i sünnet vel cemaat yolunun mihenk taşı.
***
———————————————————————-
Enver Abi’nin ardından…
M.Necati Özfatura
26 Şubat 2013

Mübarek, muhterem Enver Abi’yi yalnız bizler değil, Türkiye ve hatta İslam Dünyasında onu sevenler ve yardım ettikleri de kaybetti… Aşk derecesinde sevdiğim 51 yıllık dostumu ve 13 Ağustos 1974’ten bu yana gazetede teşrik-i mesai ile şereflendiğim dava arkadaşımı kaybetmenin acısını elbette satırlara sığdırmak mümkün değildir. O bir derya idi, Onunla ilgili ciltler dolusu yazılsa azdır. Derya bir bardak içine sığamadığı gibi bu makalem de aynıdır. Ama hatırasına hürmeten ve bereketlenmek için bu yazıyı yazdım…

Her insan Allahü teala tarafından ne iş için yaratıldı ise, o işe vasıta olmaktadır. O işin sebepleri, o kimsenin önüne getirilmektedir. Sebepsiz olarak herhangi bir iş başına getirilmez. Bunun için hadis-i şerifte (Çalışınız, herkes ne için yaratılmış ise, o iş, ona kolaylaştırılır!) buyuruldu. Allahü tealanın ihsan-ı ilahisi ile çok yönlü (eğitim-medya-iş adamı) olarak akla hayale sığmayan son derece büyük ve sayısız hizmetler Enver Abi’ye nasip olmuştur.

ürkiye 1970’ten bu yana siyasi krizler, darbeler ve ekonomik krizler geçirdi. Ve Enver Abi başarılı bir kaptan olarak son derece fırtınalı denizde İhlas Holding’i her türlü zararlardan korumayı başardı. Enver abinin hedefleri, idealleri ve sıfırdan bu hale gelen hizmetleri, kıymetli oğlu Mücahid Ören’e devredilen bu bayrak devam etmenin ötesinde zirvelere tırmanacaktır inşallah…

Enver Abi, İslam ahlakının canlı göstergesi idi. Prof. Dr. Ayhan Songar bir açık oturumda psikiyatri uzmanı olarak Enver Abi’yi şöyle teşhis etti: “Enver abi muhafazakâr kitlenin kendine güven, eziklik kompleksinden kurtulmanın yolunu açtı. Bu yolda O’nu takip edenler O’nun talebesi O ise onların rehberi oldu. Çok sayıda ‘ilk’lere imzasını attı…”

Enver Abi sevgisinin ve başlattığı hizmetlerin çığ gibi artarak; nesilden nesile kıyamete kadar devam edeceğine inanıyorum. Enver Abi’nin sayısız hizmetlerinde yer alanlarla, O’na maddi ve manevi destek olan abi ve ablaları saygı ile, Enver Abi’yi rahmetle yâd ediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, Bakanlar ve siyasiler ile iş adamları ve bürokratlar Enver Abi’nin görünen güzel yüzünden ve hallerinden sitayişle bahsettiler. Enver Abi’nin görünmeyen ama görünen güzelliğinin yüzlerce misli manevi güzelliği cennetten bir bahçe olan kabrinde onun sırrı olarak kalacaktır…
———————————————————————-

Alan uygun, veren olgun
10 Mart 2013 Pazar – 00:39
Sene 1993-94 yılları arası… O zaman yine Eskişehir’e bağlı olarak Afyon’da çalışıyoruz. Afyon temsilcimiz o zaman Baki Çakırca Ağabey idi.

Sene 1993-94 yılları arası… O zaman yine Eskişehir’e bağlı olarak Afyon’da çalışıyoruz. Afyon temsilcimiz o zaman Baki Çakırca Ağabey idi. O ayki çalışmalarımız başarılı bulunmuştu, İstanbul’a davet edildik. Randevu saatimizde Cağaloğlu’ndaki merkezde Enver Ağabey bizi kabul etti. Hoşbeşten sonra, Enver Ağabey, Baki Çakırca’ya, TGRT’yi izleyip izleyemediğimizi sordu. O zaman TGRT yeni kurulmuştu, sadece İstanbul, İzmir, Ankara seyredebiliyordu, henüz diğer illerde yoktu. Baki Çakırca, “Afyon genelinin izleyebileceği bir vericimiz yok” dedi. Enver Ağabey, “Afyon’da TGRT’yi herkesin izleyebileceği bir verici kurmak için, ne kadar para gerekiyor?” diye sordu. Baki Çakırca, “Yaklaşık 150-160 bin lira gerekiyor” diye cevap verdi. Enver Ağabey, elini masaya vurarak, “Ben size bu parayı versem kabul eder misiniz?” dedi. Hepimiz şaşırdık, “Efendim, bizim maksadımız sizi ziyaret etmekti demeye kalmadan, “Verdim gitti!” dedi. Sonra da, ”Alan uygun, veren olgun” diye ekledi. Bir hafta sonra Enver Ağabey’e Afyon genelinin TGRT izlemeye başladığı müjdesini verdik.

Alaaddin Soy- Eskişehir
———————————————————————-
Derhal bu iki arkadaşa pardösü alın, üşümesinler!
10 Mart 2013 Pazar

O pardösüleri uzun yıllar Enver Ağabey’imizin hediyesi olarak giydik ve sakladık.

1983 yılının bir sonbahar ayında Gördesli arkadaşlar ile Mehmet-ağa’ya Harman’a gelmiştik. Ben ve Ahmet arkadaşım pardösü giymemiştik. Sabah erken saatlerde Mehmetağa’ya ulaşmıştık. İstanbul’un havası biraz sert idi. Bir haber aldık, “Enver Ağabey Tebeşirhane’ye teşrif edecek” dediler. İlk defa Enver Ağabey’i görecektik. Kalbimiz küt küt atıyor. Heyecan hat safhada. Arkadaşlarla birlikte Tebeşirhane’ye gittik ve beklemeye başladık. Bir müddet sonra teşrif ettiler. Enver Ağabey’i, Tebeşirhane’nin sorumlusu Mehmet Çetin Ağabey karşıladı. Hepimiz ile tek tek ilgilendiler, hâl hatır sordular. Pardösüsüz olan ben ve diğer arkadaşıma, “Sizin niçin pardösünüz yok?” diye sordular. Cevap vermedik. Mehmet Çetin Ağebey’e, “Hemen bu ik arkadaşa pardösü alın, üşümesinler” diye talimat verdiler. O pardösüleri yıllarca Enver Ağabey’imizin hediyesi olarak giydik ve sakladık.
Şaban Çakır
———————————————————————-
Numan Aydoğan Ağabey’i özledin mi?
10 Mart 2013 Pazar 

Bursa İhlas’da 6 yıl görev yaptım. Daha sonra Amerika’ya gittim. Orada Enver Ağabey ile olan bir hatıramı paylaşmak istedim. 

Bursa İhlas’da 6 yıl görev yaptım. Daha sonra Amerika’ya gittim. Orada Enver Ağabey ile olan bir hatıramı paylaşmak istedim. ABD’nin New Jersey eyaletinde rahmetli Musa Ağabey’in evinde Enver Ağabey’i ziyarete gitmiştik. Orada bulunan her arkadaşın durumunu tek tek sordu. Sıra bana gelince, “Bursa’dan geldim efendim” dedim. “Numan Aydoğan Ünal Ağabey’i özledin mi” diye sordu. Evet efendim dedim. “Hemen söyleyin Numan Ağabey, Amerika’ya gelsin” dediler. Bir hafta içinde Numan Ağabey Amerika’ya geldi.

Mehmet Ceyran/ Muscat-Umman
———————————————————————-
Duydunuz mu bakın bu minik kız ne diyor?
10 Mart 2013 Pazar 

Henüz sekiz yaşındaydım. Yıl olarak ya 93 ya da 94’tü. Aylardan nisan, günlerden ayın yirmisi… O gün, doğum günümdü. 

Henüz sekiz yaşındaydım. Yıl olarak ya 93 ya da 94’tü. Aylardan nisan, günlerden ayın yirmisi… O gün, doğum günümdü. Annem, doğum günümde beni ve ağabeyimi alıp Mecidiyeköy’de yapılan ve Türkiye’de her zamanki gibi ilklerden olan, öncülüğünü yaptığınız Çocuk Fuarı’na götürecekti. Hediyem ise paha biçilmezdi. Hediyem, sizi görmek olacaktı Efendim! Komşumuz olan ve TGRT’de çalışan bir ağabeyimiz vardı, Allahü teala ondan ve ailesinden razı olsun. O ağabey ve ailesine her zaman dua ediyoruz ve son nefesimize kadar dua edeceğiz. Çünkü, onun vesilesi ile oraya gelebilmiştik.Siz, fuar ile ilgili konuşmanızdan sonra, etrafınızda sizi bekleyen miniklere sevgi saçmaya başlamıştınız. Sıra bana gelmişti. Heyecandan nasıl da titriyordum. Sanki, içimde bir şey vardı da beni zangır zangır titretiyordu. Dışarıdan yüzüm kırmızı mıydı bilemiyorum ama içten içe yanıyordum. Ufacıktım, cılız sesimi duymak için eğilmiş dinliyordunuz. “Bugün benim doğum günüm. Annem hediye olarak sizi görmem için beni buraya getirdi” diyebilmiştim. “Maşâallah” deyip gülmüştünüz. Yüzümü, ellerinizin arasına alıp alnımdan öpmüştünüz. Ne şeref! Ve dâhi bizi de elinizi öpmekle şereflendirmiştiniz. Yanınızda bulunan, protokoldan birkaç kişiyi çağırıp “Bakın, bakın bu minik kız ne diyor!” diye zar zor söyleyebildiğim cümleyi tekrarlatmıştınız. “Bugün benim doğum günüm. Annem hediye olarak sizi görmem için beni buraya getirdi.” 

 T. Akdemir

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s